DEPRESYON
- İbrahim Enis KAYRAN
- 3 Eki
- 1 dakikada okunur
Depresyon günlük dile girmiş bir terim. Hemen her tür keyifsizlik ve durgunluk durumunda kullanılır hale geldi. Psikiyatri açısından depresyon kişinin şehir hayatı açısından uzun bir süre, en az 2 hafta, hemen hergün boyunca kendini çökkün, yıkılmış gibi hissetmesi ya da hiçbir şeyden keyif almamasıdır.
Bu süre boyunca genellikle uyku ve iştahta bozulmalar olur. Kişi ya durgun, yavaşlamış gibi ya da huzursuzdur. İçinde bulunduğu ortama, işe konsantre olamaz. Karar vermede zorlanır. Pişmanlıklar, suçluluk duyguları yaşar.
Bunları herkez zaman zaman kısa süreli olarak yaşayabilir oysa depresyonda uzun süreli, yoğun olarak ve birlikte yaşanır.
Bazı depresyonlarda ki bunlar daha şiddetli durumlardır; yukarda saydığımız belirti ve bulgulara halüsinasyon ve sanrılar eklenir.
Depresyon tanısı koyulduğunda ikinci adım kişide Bipolar bozukluk olup olmadığını ayırtetmektir. Eğer depresyon bipolar bozukluk’ un parçası olarak oluşmuş ise tedavi süreci ve rahatsızlığın idaresi değişir.
Depresyon belirtileri ayrılık, hastalık gibi zorlayıcı bir olay sürecinde oluşmuşsa buna psikiyatri dilinde Uyum bozukluğu denir.
Ülkemizde toplum içinde klinik düzeyde depresyon yaygınlığının % 10 düzeyinde olduğu saptanmıştır.
Majör depresif Bozukluk’un yaşam boyu yaygınlığı (prevelans) yaklaşık % 15 olup, kadınlar arasında %25’e kadar çıkabilir.
Depresyon şiddetine ve kişinin içinde bulunduğu yaşam sürecine göre terapiyle, ilaçla, ikisinin birlikte kullanımıyla ya da belli durumlarda Elektrokonvulsif tedavi (EKT) ve görece yeni kullanıma giren Transkraniyal manyetik stimülasyon (TMS) yöntemleriyle tedavi edilebilir.
