top of page
  • Yazarın fotoğrafıİbrahim Enis KAYRAN

Panik atağı anlatmak.

Psikiyatristler, meslek gereği, insanların duygu, düşünce ve davranışlarıyla ilgilidirler. Duygular, bazen meslekten olmayan birisinin de anlayacağı kadar barizdir; kişinin oturup kalkmasına, duruşuna, yüz ifadelerine, sesine yansır, ama bazen, doktor bile, duygunun ifade edilmesine, aktarılmasına ihtiyaç duyar. Böyle durumlarda hem hasta hem de doktor için ortak bir dilde konuşuyor olmak nimettir; ne var ki aynı dilde konuştuğumuzda bile bir duyguyu, hissi anlatmakta zorlandığımız durumlar olur. Panik duygusu da, onu yaşayan için böyle duygulardan biridir. Dişim ağrıyor dediğinizde, karşınızdakinin size şöyle yanıt verme olasılığı yüksektir: “ Ya benim de geçenlerde böyle ağrıyordu, sonra...” Ama söz konusu olan panik atak olduğunda, “durup dururken nereden çıktı bu şimdi” gibi bir yanıt almanız daha olasıdır.


Panik duygusunu, yaşantısını anlatmayı zorlaştıran nedenlerden birisi bu duygunun yaygın olarak yaşantılanmıyor olmasıdır. Duyguları tarif etmeyi biraz da etrafımızdan öğreniriz çünkü. Diğer bir neden de panik kelimesinin günümüzde, eskiden sık kullandığımız ama artık unuttuğumuz birçok kelime için de kullanılır hale gelmesindendir. İnsanlar kendilerini, yakınlarını, arkadaşlarını anlatırken Panik kelimesini ‘telaş’ , ‘endişe’, ‘evham’, ‘tedirginlik’ gibi kelimelerin yerine kullanmaya başladılar; bu da gerçekten panik atak yaşayan birisini, “Benim panik atağım değişik ve daha zor” diye bir düşünceye sevk edip endişesini arttırabiliyor.


Sonuç olarak, Panik atak kendine özgü, çok sıkıntı verici bir deneyimdir ve kaygı bozukluklarından birisi olarak sınıflanmış olmakla birlikte, bir başka duyguya benzeterek tanımlamak da zordur. Doktor bazen, daha muayenenin başındayken, hastanın anlatma sürecindeki zorlanmasından, “Aklımı yitirecek gibi hissettim”, “Ölecekmişim gibi hissettim” şeklindeki ifadelerinden, doğru sözcükleri bulma telaşından hareketle Panik atağı anlatmaya çalıştığını sezer.


Özetle, panik atağı anlatmak, bunu yaşamak kadar olmasa da, ayrı bir zorluktur.

128 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Sınav kaygısı

“Sınav süresi doldu, kalemi birakmanızı istiyorum  arkadaşlar!” “Peki, nereye bırakayım?” Öğretmen şaşkınlıkla bakıyor, “Sıraya bırak çocuğum.” “Kalemleri bırakın, sınav süresi doldu, yani kalemi kull

Kafada kurma hastalığı

Kalp çalışır, göz çalışır, kaslarımız çalışır, tabii ki zihnimiz de çalışır;  sürekli, durmadan ama biz farketmeyiz.   Nasıl ki okurken harfleri değil okuduğumuz şeyin anlamını, yemek yerken kaşığı de

Neden Psikoterapi?

Korona salgınıyla beraber, bir de ‘Doğru’ salgını mı yaşıyoruz. Artık, sosyal medyada, televizyon programlarında, hatta dertleşmelerinde, insanlar , kamuoyuna, birbirlerine, "doğru" lar fırlatmaya b

Comentarios


bottom of page